12 04 2011

Asaletin bakışı.

Asaletin bakışı. |  görsel 1

Sıcak bir ilkbahar günü, Güneş'in vermiş olduğu rehavetle kadrajıma giren sevimli ama bir o kadar da asil güvercin :). Beğenmeniz dileğiyle. Devamı

12 11 2010

Yaşamak...

Yaşamak,sadece nefes alıp vermek ya da beslenmek midir ? Yaşamak yalnızca bedensel olaylardan ibaret değildir.Yaşamanın diğer bir boyutu içimize seslenir,ruhumuzu okşar,kalbimizin içindedir çünkü.Yaşamak; -Aşık olmaktır.Kalbinin o duygu ile çarpmasıdır.Aşkın kalbini kuşatmasıdır.Küçücük kalbinde 'O'na yer açmaktır,yaşamak. -Pencereden sokağı izlemektir.İnsanların hayat mücadeleleri karşısında koşuşturmalarını,otobüsün "tıss" sesi eşliğinde,insanların otobüsten inmesini görmektir.Hatta kedi ve köpeğin dalaşını bile izlemektir,yaşamak.Onların ortak yönünü bulmaya çalışmak,kedi ve köpeğin aslında sıkı bir dost olduğuna inanmaktır. -Sahil kenarında küçük ama yavaş adımlarla,denizin mavi sularının serinliğinde yürüyüş yapmaktır.Deniz suyunun,kayalarla buluştuğu andaki sesi dinleyerek,özgür olduğunu hissetmektir.Ardından uzun uzun bakmaktır ufuk çizgisine.Düz,upuzun bir çizgi.Tıpkı yaşam gibi... -Simitçiye uğrayıp simit almaktır.Simitçinin yüzündeki mutlu gülümsemenin içinize işlemesidir.Daha sonra vapura binip simit atmaktır martılara..Rüzgara karşı koyan martılar..Tıpkı yaşamın zorluğuna karşı koyan insanlar gibi.Ama hedefi vardır o martıların,yere düşen o simit parçasını yediği an rüzgara karşı koymanın değerini anlar.İşte yaşamak,zorluklar sonucunda ödülünü aldığında duyulan hazdır. -Yıldızları izlemektir.Bu sonsuz boşlukta,yaşadığın için Tanrı'ya defalarca şükretmektir.Yıldızların parıltısında kendini bulmaktır..O yıldızın ışığının uzaydaki milyonlarca engele meydan okuyarak,gözüne girdiğini anlamaktır. -Ve en önemlisi yaşamak,sana değer veren birilerinin olduğunu bilmektir..        &... Devamı

21 09 2010

Sevgili okurlarım...

Pek okurum yok aslında kendim çalıp kendim söylüyorum blogcuda...Ama ne yazık ki uzun zamandır okul işleri yüzünden yazı yazamıyorum.En kısa zamanda yazmaya başlayacağımı belirtmek isterim.Bu arada yeni bilgisayarımda geldi :).Her harfte bir donan bilgisayarım gitti ve artık rahat yazmanın keyfini sürüyorum.En kısa zamanda,ilhamımla birlikte görüşmek üzere... Devamı

21 07 2010

Doğa ile iç içe olmak...

Doğa ile iç içe olmak... |  görsel 1

3.2 Megapiksellik telefon kameramla harikalar yaratıyorum yahu ! Isparta'da vişne toplarken hedeflediğim vişnenin ısrarı sonucu kopmaması ve elimde patlamasıyla oluşan damlacığı gördüğüm an "Bu kareyi ölümsüzleştirmeliyim" dedim.Damla vişneden aşağı doğru gittikçe "Sakın fotoğraf çekmeden düşme" düşünceleri içerisinde ecel terleri dökmem de cabası.Ama sanırım doğa hep benim yanımda olmalı ki,fotoğrafı çektikten 2 saniye sonra damla düştü :).Güzel bir fotoğraf makinesi alana kadar en iyisi bu ! Eğer fotoğraf makinemi alırsam,daha otantik fotoğraflar çekebilirim. Devamı

18 07 2010

İlk gezi yazım ! Isparta maceram...

İşte ilk gezi yazım ! Tatil için gittiğim Isparta'dan kocaman sevgiler getirdim sizlere... O kadar şirin bir yer ki,sadece şirinliği için bile gidip göresi geliyor insanın.Keçiborlu ilçesinin Senir kasabasındaydım bu yaz.İsmi ilk duyduğum an kulağıma enteresan geldi."Bor madeni yüzünden bu ismi almış" söylentileri dolaşsa da,gerçek hikayesini tam olarak bilmiyorum,ne yazık ki... Her ne kadar Batı Akdeniz de yer alan bir ilimiz olsa da,gerek şiveleri,gerek ise giyim tarzları kesinlikle Ege Yöresi'ne ait.Ege Bölgesi  ile arasında 2 saatlik bir mesafe var zaten :).2 saatlik bir yolculuktan sonra Denizli ye varmanız mümkün... Kasabaya ilk olarak vardığımda gözüme çarpan en büyük ve en garip ayrıntı,herkesin motorsiklet kullanmasını biliyor olmasıydı ! Evet,gencinden yaşlısında kadar herkes mobilet,motorsiklet tarzı araç kullanmasını biliyor ve kasabada ulaşım çoğunluklu olarak bu araçlarla sağlanıyordu.Sesinden pek hoşnut olmasamda,binmek için can atacağım tarzda bir araçtı kendileri ;). Ne zaman balkona çıkıp kasabaya göz atsam karşıma motorsikletlere binmiş,en az 50 yaşındaki bayanlar çıkıyordu.İçimde "Vay be helal olsun..." sesi yankılanıyordu.Şehrin pis havasından ve gürültülü yaşamından uzak,Senir kasabasında,huzuru tatmak ve az da olsa otomobillerden uzak kalmak çok güzel bir duygu... Diğer gözüme takılan ayrıntı ise,kasabanın Burdur şehrine sınır olmasıydı.Kasabaya bakmayan diğer balkona çıktığım zaman,beni eşsiz büyüklüğü ile Burdur Gölü karşılamıştı.Burdur'a o kadar yakındık ki,aramızda sadece göl vardı.Gece karanlığıyla beraber aydınlanan Burdur ışıl ışıl görüntüsüyle karşımda oluyordu ve "Şehir" kavramını unutmamamı sağlıyor... Devamı