18 07 2010

İlk gezi yazım ! Isparta maceram...

İşte ilk gezi yazım ! Tatil için gittiğim Isparta'dan kocaman sevgiler getirdim sizlere... O kadar şirin bir yer ki,sadece şirinliği için bile gidip göresi geliyor insanın.Keçiborlu ilçesinin Senir kasabasındaydım bu yaz.İsmi ilk duyduğum an kulağıma enteresan geldi."Bor madeni yüzünden bu ismi almış" söylentileri dolaşsa da,gerçek hikayesini tam olarak bilmiyorum,ne yazık ki...


Her ne kadar Batı Akdeniz de yer alan bir ilimiz olsa da,gerek şiveleri,gerek ise giyim tarzları kesinlikle Ege Yöresi'ne ait.Ege Bölgesi  ile arasında 2 saatlik bir mesafe var zaten :).2 saatlik bir yolculuktan sonra Denizli ye varmanız mümkün...

Kasabaya ilk olarak vardığımda gözüme çarpan en büyük ve en garip ayrıntı,herkesin motorsiklet kullanmasını biliyor olmasıydı ! Evet,gencinden yaşlısında kadar herkes mobilet,motorsiklet tarzı araç kullanmasını biliyor ve kasabada ulaşım çoğunluklu olarak bu araçlarla sağlanıyordu.Sesinden pek hoşnut olmasamda,binmek için can atacağım tarzda bir araçtı kendileri ;). Ne zaman balkona çıkıp kasabaya göz atsam karşıma motorsikletlere binmiş,en az 50 yaşındaki bayanlar çıkıyordu.İçimde "Vay be helal olsun..." sesi yankılanıyordu.Şehrin pis havasından ve gürültülü yaşamından uzak,Senir kasabasında,huzuru tatmak ve az da olsa otomobillerden uzak kalmak çok güzel bir duygu...

Diğer gözüme takılan ayrıntı ise,kasabanın Burdur şehrine sınır olmasıydı.Kasabaya bakmayan diğer balkona çıktığım zaman,beni eşsiz büyüklüğü ile Burdur Gölü karşılamıştı.Burdur'a o kadar yakındık ki,aramızda sadece göl vardı.Gece karanlığıyla beraber aydınlanan Burdur ışıl ışıl görüntüsüyle karşımda oluyordu ve "Şehir" kavramını unutmamamı sağlıyordu. Göl demişken,en büyük pişmanlığım ise Eğirdir Gölü'nü görememem oldu.Neyse bir daha ki sefere artık.

Belki de kasabanın en sevdiğim yanı konuşma şiveleriydi.O kadar duru ve tatlı bir şive ki,insanın onlar gibi konuşası geliyor adeta.R harfini çıkaramamaları,ayrı bir hava katıyor onlara...Türkçe'nin garip bir dil olduğu o zaman bir kez daha anladım.Bir sürü şive ama hepsi ne demek istediğini anlatabiliyor bizlere..


Şehir merkezine gittiğimde,İstanbul'dan tek farkının "Nüfus" olduğunu fark ettim.Alışveriş merkezi'nin içine girdiğimde,İstanbulda olduğu gibi insan ordusuyla değil de,temiz ve ferah bir hava ile karşılaştım.Bir alışveriş merkezinde rahat rahat alışveriş yapmanın vermiş olduğu rehavet,İstanbul'a bir kez daha lanet okumamı sağlıyor...

Ama 6.günden sonra artık sıkıldım ve İstanbul'un o kalabalık yerlerini özledim.Anladım ki insanın yaşadığı yer daima en sevdiği yerdir...Ne Ispartda,ne de başka bir yer..Eminim ki Isparta'dan İstanbul'a gelenlerde aynı duyguları yaşıyordur.Çünkü İnsanın Evi Gibisi Yok !

58
0
0
Yorum Yaz